Araç kullanırken çevreye olan zararlı etkilerimizi nasıl en aza indiririz?

 22-08-2022
Araç Kullanırken Çevreye Olan Zararlı Etkileri Azaltmak

Amazon ormanlarında ve Avustralya'da çıkan büyük yangınların yanında, 2019 yılında ülkemizde de İstanbul’dan Tokat’a, Sivas’tan İzmir’e orman yangınlarının ardı arkası kesilmedi. Orman Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre sadece 20 Temmuz – 20 Ağustos 2019 tarihleri arasında ülkemizde 503 noktada orman yangını yaşandı ve toplamda 1.244 futbol sahası büyüklüğünde bir alan maalesef kül oldu.

Küresel Ayak İzi Ağı (Global Footprint Network) kuruluşunun verilerine göre, Dünyanın insanoğluna bir senede verebileceği ekolojik kaynaklar 2019 yılı için 29 Temmuz tarihinde tükendi. Bu da yeryüzündeki okyanus ve ormanların 1 senede emebileceği karbondioksit gazı limitinin dolduğu, yani insan üretimi sonucu ortaya çıkan "sera gazının" bu tarihten itibaren okyanus ve ormanların emisyon kapasitesini aştığı anlamına geliyor.


Araçların Çevre ve İnsan Sağlığına Zararları Konusunda Biz Neler Yapabiliriz? 

Hayatımızın her alanında ve yaptığımız her işte sınırlı olan kaynaklarımızı da göz önünde bulundurarak hareket edersek, gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya bırakabiliriz.

Bu duyarlılığı gösterebileceğimiz alanlardan bir tanesi de araç kullanımı. Seyahat ederken toplu taşıma veya bisiklet kullanma gibi seçenekler de mümkün olmakla birlikte, aracımızla seyahat ettiğimiz sürece daha bilinçli hareket ederek çevreye olan zararlı etkileri en aza indirebiliriz.

 

Karbondioksit Emisyonu ve Ürün Kullanım Süresi

Artan araç sayısına bağlı olarak fosil yakıt tüketiminin artması ve yakıt tüketimine bağlı olarak da karbondioksit salınımının hızla yükselmesi, sera etkisi ile birlikte iklim değişikliği sorunlarına yol açıyor. Bu da ulaştırmada “enerji verimliliği” konusunu gündemde tutuyor. Mesela Avrupa Birliği'nin 2021'de tüm yeni araçlar için karbondioksit emisyonu hedefi kilometre başına maksimum 95 g ki bu değer günümüzde A sınıfı emisyon değerine sahip araçlarda kilometre başına 0 ila 100 g arasında değişiyor. 

Çevresel duyarlılığın artması, hava kirliliği ve küresel sera gazı oluşumunu önleme isteği ile fosil yakıtların hızla tükenmesi gibi nedenlerden dolayı üretilen elektrikli ve hibrit araçların ise henüz tam anlamıyla yaygınlaştığını söyleyemeyiz.


Karbon Salınımı Nasıl Azaltılır? 

İleri teknolojili motorlarda karbondioksit emisyonunu en aza indirmek mümkün olsa da, mevcut imkanlarımızla benzinli veya dizel aracımızı kullanırken yakıt tüketimini azaltmak ve buna bağlı olarak karbon salınımını en aza indirmek için atabileceğimiz bazı adımlar var.

  • Aracımızın bagajında unuttuğumuz gereksiz ve fazladan yüklerden kurtularak aracımızı hafifletebilir, bu sayede yakıt tüketimini azaltabiliriz.
  • Araç kullanırken lastiklerin basınç değerini ayda en az bir kez kontrol etmemiz ve araç üreticisinin tavsiye ettiği basınç değerine ayarlamamız önemlidir. Yapılan araştırmalarda 1 bar (14,5 psi)’lık bir basınç kaybı, lastiğin yuvarlanma direncinde yüzde 30’luk bir artışa sebep olarak, yakıt tüketimini de yüzde 3 ila 5 oranında artırıyor. Aynı zamanda yüzde 20 düşük basınç değerindeki bir lastiğin ömründe yaklaşık olarak yüzde 25’lik bir azalma gerçekleşir. Bununla birlikte düşük basınç değerinde kullanılan bir lastiğin bileşenleri aşırı ısınarak darbelere karşı daha dayanıksız hale gelir ve sürüş sırasında patlama riski oluşur. Bu da lastik ömrünü azaltır.
  • Amerikan Çevre Koruma Ajansı’na göre, araç üreticilerinin standartları ile tavsiyeleri doğrultusunda ve zamanında yapılan yağ değişimi işlemi, araç marka, model ve sürüş koşullarına bağlı olarak değişmekle birlikte yüzde 4’e kadar yakıt tasarrufu sağlanmasına yardımcı olur. Bunun yanında düzenli olarak yaptıracağımız bakımlar, aracımızın performansını korumaya ve kullanım süresini uzatmaya da yardımcı olur. 


Satın aldığımız ürünlerin kullanım süresini uzatmak için yapılabileceklerimizin yanında, bu ürünleri seçerken bize uzun vadede sunduğu faydaları da göz önünde bulundurmakta fayda var.

Mesela birçok lastik üreticisi lastiklerin diş derinliği 3 mm'ye indiğinde yenilenmesini tavsiye ederken, aslında günümüz teknolojilerinde diş derinliği yasal sınır olan 1,6 mm'ye inene kadar kullanılabilen lastikler üretilebiliyor. Bu konuda teknolojisine güvenen Michelin, ürettiği lastiklerin diş derinliğinin yasal sınıra inene kadar kullanılmasını savunuyor.

Sonuç olarak araç kullanırken de daha bilinçli hareket eder, çevre dostu ve daha uzun ömürlü performans sunan ürünleri tercih eder, sahip olduğumuz ürünleri de üreticilerin talimatlarına uygun bir şekilde kullanırsak, çevreye olan zararlı etkileri en aza indirebilir ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakabiliriz.

 #Euromaster #Biradimat

Diğer blog yazılarımıza ulaşmak için bu linke tıklayın.

13
6
4
4
12
4
3
27
8
5
10
11
3
5
4
6
4
3
Google
Harita verileri ©2026 GeoBasis-DE/BKG (©2009), Google, Mapa GISrael
Harita verileri ©2026 GeoBasis-DE/BKG (©2009), Google, Mapa GISrael
BESbswy